İçeriğe geç
Müzik Terapi öğrenme alanı

Sözlük

Terimler

Adalet · justice
Kaynakların ve hizmetlerin ihtiyaca göre hakkaniyetle paylaşılması ilkesidir. → ders
Ağrı · pain
Duyusal ve duygusal boyutları olan kişisel bir deneyimdir; nosisepsiyonla birebir aynı şey değildir. → ders
Ahlak · morality
Bir toplumun gelenek, tutum ve davranış kuralları; toplumdan topluma değişebilir. → ders
Aktarım ve karşı aktarım · transference / countertransference
Danışanın geçmiş ilişkilerinden gelen duygularını terapiste yöneltmesi (aktarım) ve terapistin danışana verdiği bilinçdışı duygusal yanıt (karşı aktarım). → ders
Aktif müzik terapi · active music therapy
Danışanın müziği kendisinin ürettiği (çaldığı, söylediği, doğaçladığı) yöntemlerin genel adıdır. → ders
Akut ağrı · acute pain
Ani başlayan, kısa süren ve genellikle keskin hissedilen ağrıdır. → ders
Algı · perception
Duyusal bilginin seçilip örgütlenerek ve yorumlanarak anlamlı bir deneyime dönüşmesidir. → ders
Algılanan ve hissedilen duygu · perceived / felt emotion
Müziğin ifade ettiği duygu (algılanan) ile dinleyicinin gerçekten yaşadığı duygu (hissedilen) aynı olmayabilir. → ders
Allostazi · allostasis
Vücudun iç dengesini sabit bir noktada tutmak yerine, bağlama göre ayar noktasını değiştirerek koruması anlayışıdır. → ders
Alternatif hipotez (H1) · alternative hypothesis
Fark ya da ilişki vardır diyen, araştırmacının kanıtlamaya çalıştığı hipotezdir. → ders
Amigdala · amygdala
Korku ve duygusal belleğin işlenmesinde rol oynayan, limbik sisteme ait çekirdek yapıdır. → ders
Anahtar sözcük · keyword
Aramada kullanılan, konuyu temsil eden sözcüktür. → ders
Analitik müzik terapi (AMT) · Analytical Music Therapy
Psikanalitik bilgiye dayanan, doğaçlama müziğin sembolik kullanımıyla danışanın iç dünyasının keşfedildiği yaklaşımdır. → ders
Anonimleştirme · anonymization
Verilerin hiçbir şekilde belirli bir kişiyle ilişkilendirilemeyecek hâle getirilmesidir. → ders
Araştırma etik kurulu · research ethics committee
İnsan üzerinde yapılacak bir araştırmanın başlamadan önce bilimsel ve etik uygunluğunu değerlendiren kuruldur. → ders
Armoni · harmony
Aynı anda duyulan seslerin birbiriyle ilişkisi ve akorların kurduğu dikey yapıdır. → ders
Armonik ilerleme (akor ilerlemesi) · harmonic progression
Akorların belirli bir sırayla art arda gelmesi; şarkının duygusal çizgisini ve gerilim–çözülme dengesini belirler. → ders
Aşağıdan yukarıya işlemleme (bottom-up) · bottom-up processing
Bilginin uyaranın kendi özelliklerinden başlayarak beyinde üst basamaklara doğru işlenmesidir. → ders
Atıf · citation
Başka bir kaynağa yapılan göndermedir. → ders
Atıf sistemleri (APA, MLA, Vancouver) · citation styles
Atıf ve kaynakçanın nasıl yazılacağını belirleyen standartlardır; tıpta çoğunlukla Vancouver kullanılır. → ders
Aydınlatılmış onam · informed consent
Kişinin müdahale ya da araştırma hakkında yeterince bilgilendirildikten sonra, özgürce verdiği ve geri alabileceği rızasıdır. → ders
Ayna nöron · mirror neuron
Bir eylemi hem kendimiz yaparken hem de başkasının yaptığını izlerken etkinleşen premotor nöronlardır. → ders
Aynalama · mirroring
Terapistin danışanın çaldığını aynı anda ve birebir tekrar etmesidir; danışana "seni duyuyorum" mesajı verir. → ders
Bağımlı ve bağımsız değişken · dependent / independent variable
Bağımsız değişken etkileyen, bağımlı değişken ise etkilenen ve ölçülen değişkendir. → ders
Bazal gangliyonlar · basal ganglia
Hareketin başlatılması, planlanması ve zamanlamasında rol oynayan derin beyin çekirdekleridir; ritim algısında da etkindir.
Bellek süreçleri · encoding, storage, retrieval
Bellek üç basamakta çalışır: bilgiyi kodlama, depolama ve geri getirme. → ders
Betimsel istatistik · descriptive statistics
Verileri tablo, grafik ve özet ölçülerle (ortalama gibi) tanımlayan istatistik dalıdır. → ders
Beyaz gürültü · white noise
Tüm frekansları eşit şiddette içeren, sürekli "fısıltı" benzeri sestir; rahatsız edici sesleri örtmek için kullanılır. → ders
Beyincik (serebellum) · cerebellum
Hareket koordinasyonu, denge ve zamanlamayı düzenleyen beyin bölümüdür.
Bildirimsel ve örtük bellek · explicit (declarative) / implicit memory
Bilinçli olarak hatırlanıp anlatılabilen bilgi belleği ile fark etmeden davranışımızı etkileyen bellek. → ders
Bilgi taraması · literature search
Bir konudaki kaynakları sistemli biçimde bulma stratejisidir. → ders
Bilim Komisyonu · Scientific Commission
GETAT alanlarında Bakanlığa görüş bildiren (karar vermeyen) bilimsel danışma komisyonudur. → ders
Bilimsel dürüstlük · scientific integrity
Gerçeği arayışta doğru, emeğe saygılı ve içten olma tutumudur. → ders
Biliş · cognition
Bilgiyi edinme, işleme, saklama ve kullanmaya ilişkin zihinsel faaliyetlerin tümüdür.
Bilişsel yaklaşım · cognitive approach
İnsanı bilgiyi seçen, işleyen ve yorumlayan bir sistem olarak ele alan yaklaşımdır. → ders
Boole işleçleri · Boolean operators
VE (AND), VEYA (OR), DEĞİL (NOT) gibi, arama terimlerini mantıksal olarak bağlayan işleçlerdir. → ders
Boş hipotez (H0) · null hypothesis
Gruplar arasında fark ya da değişkenler arasında ilişki yoktur diyen hipotezdir. → ders
Boşluk doldurma tekniği · fill-in-the-blank
Bilinen bir şarkıdan bazı sözcüklerin çıkarılıp danışanın tamamlamasıdır; düşük düzeyde bir yaratıcılık gerektirdiği için güvenli bir başlangıçtır. → ders
Bölme (splitting) · splitting
Danışanın çelişkili iki yanının iki ayrı çalgıya ya da kişiye dağıtılarak çalınmasıdır. → ders
Ceza · punishment
Bir davranışın ileride görülme olasılığını azaltmayı amaçlayan sonuçtur. → ders
Çalışma belleği · working memory
Bilginin yalnızca tutulmadığı, aynı zamanda zihinde aktif olarak işlendiği bellektir. → ders
Çarpıtma · falsification
Mevcut verinin ya da sonucun bilerek değiştirilmesidir. → ders
Çift kör çalışma · double-blind study
Ne katılımcının ne araştırmacının kimin hangi grupta olduğunu bilmediği tasarımdır. → ders
Çok disiplinli çalışma · multidisciplinary
Farklı uzmanların aynı kişiye paralel ama birbirinden bağımsız hizmet verdiği çalışma biçimidir. → ders
Danışan · client
Müzik terapi alan kişidir; "hasta" sözcüğü yerine, kişiyi hastalığına indirgemeyen bu ifade tercih edilir. → ders
Darüşşifa (bîmâristan) · hospital (Islamic / Ottoman)
İslam ve Osmanlı dünyasında tedavi, eğitim ve bakımın birlikte yürütüldüğü hastane kurumudur; müziğin tedavi amacıyla kullanıldığı örneklerle anılır. → ders
Davranış · behavior
Bireyin içsel ya da dışsal uyaranlara verdiği, gözlenebilen ve ölçülebilen tepkilerdir. → ders
Davranışçılık · behaviorism
Yalnızca gözlenebilir davranışı inceleyen ve zihinsel süreçleri bilimsel inceleme dışında tutan yaklaşımdır. → ders
Deneysel araştırma · experimental study
Araştırmacının bir girişim uyguladığı ve sonucunu kontrollü biçimde karşılaştırdığı çalışmadır. → ders
Deontoloji · deontology
Meslek etiğini inceleyen ve mesleki karar vermeye rehberlik eden bilim dalıdır. → ders
Desibel · decibel (dB)
Ses basıncını logaritmik bir ölçekle ifade eden birimdir; küçük sayı farkları kulak için büyük şiddet farkı demektir. → ders
Dikkat · attention
Sınırlı bilişsel kapasiteyi belirli bir uyaran ya da göreve yöneltme ve orada tutma becerisidir. → ders
Dikkat türleri · types of attention
Odaklanmış, seçici, sürdürülen, değişen (kayan) ve bölünmüş dikkat olmak üzere beş türde ele alınır. → ders
Dinamik · dynamics
Müzikte gürlüğün zaman içindeki değişimidir (kısık–gür, giderek güçlenen gibi).
Disiplinler ötesi çalışma · transdisciplinary
Uzmanların rol ve yöntemlerini daha da bütünleşik biçimde paylaştığı, sınırların esnetildiği ekip çalışmasıdır. → ders
Disiplinlerarası çalışma · interdisciplinary
Uzmanların ortak hedef ve koordineli plan çerçevesinde birlikte çalıştığı biçimdir. → ders
Disonans · dissonance
Birlikte duyulduğunda gergin, çözülme bekleyen ya da "ters" hissedilen ses birleşimidir; tersi uyumlu (konsonans) birleşimdir. → ders
Doğaçlama · improvisation
Önceden yazılmamış, çalınırken ya da söylenirken anında üretilen müziktir. → ders
Doğaçlama Değerlendirme Profilleri (IAP) · Improvisation Assessment Profiles
Bruscia'nın, doğaçlamayı belirginlik, entegrasyon, değişkenlik, gerilim, uyum ve özerklik başlıkları altında altı profille değerlendirdiği ölçme sistemidir. → ders
DOI · Digital Object Identifier
Bir makaleye kalıcı ve benzersiz erişim sağlayan dijital tanımlayıcıdır. → ders
Dopamin · dopamine
Ödül, motivasyon ve hareket denetiminde rol alan sinir ileticisidir; hoşa giden müzik dinlerken salındığı gösterilmiştir.
Durak (karar sesi) · final tone
Makamın bittiği, ezginin dinlendiği ses; dinleyicide "bitti" duygusunu oluşturan son sestir. → ders
Duygu · emotion
Fizyolojik değişim, ifade, öznel his ve eğilim gibi birden çok bileşeni olan psikolojik yaşantıdır. → ders
Duygu düzenleme · emotion regulation
Duygunun türünü, zamanını, yoğunluğunu ve ifade edilişini etkileme çabasıdır. → ders
Duygudurum · mood
Belirgin bir nedene bağlı olmayan, uzun süre devam eden genel duygusal durumdur. → ders
Duygulanım · affect
Anlık duygusal tepki ve bunun dışa yansımasıdır. → ders
Duygusal bulaşma · emotional contagion
Müziğin duygusal karakterinin dinleyici tarafından içselleştirilip kendi duygusuna dönüşmesidir. → ders
Edimsel (operan) koşullanma · operant conditioning
Bir davranışın sonuçlarının (ödül ya da ceza) o davranışın tekrar edilme olasılığını değiştirmesiyle gerçekleşen öğrenmedir. → ders
EKİP · Integrated Institutional Transaction Platform
Yetki belgelerinin girildiği ve izlendiği Sağlık Bakanlığı bilgi sistemidir. → ders
Eklektik yaklaşım · eclectic approach
Tek bir kurama bağlı kalmayıp birden çok model ve tekniği danışanın ihtiyacına göre birleştirmektir.
Endikasyon · indication
Bir müdahalenin uygulanmasını gerekçelendiren hastalık ya da durumdur. → ders
Endorfin · endorphin
Vücudun kendi ürettiği, ağrıyı baskılayan ve iyilik hâli veren morfin benzeri maddedir.
Entrainment (ritmik kenetlenme) · entrainment
Kalp atımı, solunum ya da adım gibi vücut ritimlerinin dışarıdan duyulan bir ritme uyum sağlayıp eşzamanlanmasıdır. → ders
Epizodik, semantik ve prosedürel bellek · episodic / semantic / procedural memory
Sırasıyla yaşanmış olayların, genel bilgilerin ve becerilerin (bisiklet sürme gibi) belleğidir. → ders
Eponim · eponym
Bir kişi ya da yerin adıyla anılan tıbbi terimdir (ör. Parkinson hastalığı). → ders
Esenlik hizmeti · wellness service
Tedavi amacı taşımayan, bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlini geliştirmeye yönelik hizmettir. → ders
Esenlik merkezi · wellness center
Mevzuattaki yapı ve oda koşullarını sağlayarak ruhsat almış, esenlik hizmeti veren birimdir. → ders
Eşleme · matching
Terapistin danışanın müziğinin tempo, şiddet ve duygu niteliğine uyan ama onu birebir kopyalamayan bir müzik üretmesidir. → ders
Etik · ethics
Ahlak ilkelerini inceleyen bilim dalı; meslekte doğru davranış ölçütlerini de kapsar. → ders
Etik ihlal · ethical violation
Bir etik kuralın açıkça çiğnenmesidir; ikilemden farkı tereddüt edilecek bir durum olmamasıdır. → ders
Etik ikilem · ethical dilemma
İki ya da daha fazla etik ilkenin çatıştığı, hepsinin istenmeyen sonuçlar doğurduğu durumdur. → ders
Etik kurul · ethics committee
Bir uygulama ya da araştırmayı etik açıdan değerlendiren bağımsız kuruldur.
Farmakovijilans · pharmacovigilance
İlaç ve benzeri uygulamaların güvenlik sorunlarının toplanıp izlenmesi sistemidir. → ders
Fenomenoloji · phenomenology
İnsanların bir olguyu nasıl yaşadığını ve anlamlandırdığını anlamaya çalışan nitel araştırma desenidir. → ders
Frekans · frequency
Bir sesin saniyedeki titreşim (devir) sayısıdır; birimi hertz (Hz) olup sesin tiz ya da pes oluşunu belirler. → ders
Geçiş nesnesi · transitional object
Winnicott'a göre bebeğin anneyle dış dünya arasında köprü kuran, güven veren nesnedir (battaniye, oyuncak gibi). → ders
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) · traditional and complementary medicine (T&CM)
Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanlarının genel adıdır; müzik terapi bu çerçevede yer alır. → ders
Gestalt ilkeleri · Gestalt principles
Algının öğeleri nasıl gruplandırdığını açıklayan ilkelerdir: yakınlık, benzerlik, süreklilik, tamamlama, şekil–zemin ve ortak kader. → ders
Gestalt yaklaşımı · Gestalt psychology
"Bütün, parçaların toplamından farklıdır" diyen ve algıyı örgütlenmiş bütünler üzerinden açıklayan okuldur. → ders
GETAT uygulama merkezi · T&CM application center
Tescilli sertifikalı bir tabip ya da diş tabibinin sorumluluğunda, belirli sağlık tesislerinde kurulan GETAT birimidir. → ders
GETAT uygulama ünitesi · T&CM application unit
Tescilli sertifikalı bir uygulayıcının sorumluluğunda, belirli basamaktaki sağlık tesislerinde kurulan GETAT birimidir. → ders
GETAT uygulayıcısı · T&CM practitioner
Bakanlıkça tescilli sertifikası bulunan ve ilgili alanda uygulama yetkisi olan kişidir. → ders
Girişimsel olmayan araştırma · non-interventional research
Anket, dosya tarama gibi, katılımcıya müdahale içermeyen çalışmalardır. → ders
Gömülü kuram · grounded theory
Kuramın önceden değil, toplanan verinin içinden üretildiği nitel araştırma desenidir. → ders
Gözlemsel araştırma · observational study
Araştırmacının müdahale etmeden olanı gözlediği çalışma türüdür. → ders
Gözlemsel öğrenme · observational learning
Başkalarının davranışını ve sonuçlarını izleyip örnek alarak öğrenmedir. → ders
Güçlü · dominant tone
Makamda ezginin yaslandığı ikinci önemli sestir; durak sesi ile birlikte makamın iskeletini kurar. → ders
Haksız yazarlık · unfair authorship
Katkısı olmayan birini yazar yapmak ya da katkısı olanı yazar listesinden çıkarmaktır. → ders
Hanende ve sazende · vocalist / instrumentalist
Osmanlı müzik geleneğinde sırasıyla şarkı söyleyen ve çalgı çalan müzisyenlere verilen ad. → ders
Hasta bilgilendirme formu · patient information form
Uygulamanın ne olduğunu, riskini ve alternatiflerini anlatan, hastanın onayını belgeleyen formdur. → ders
Hastane etik kurulu · hospital ethics committee
Kurum içindeki etik sorunları değerlendiren ve öneri veren kuruldur. → ders
Helsinki Bildirgesi · Declaration of Helsinki
Dünya Tıp Birliği'nin 1964'ten bu yana güncellediği, insan katılımcılarla yapılan tıbbi araştırmaların etik ilkelerini belirleyen bildirgedir. → ders
Hiperakuzi · hyperacusis
Normal şiddetteki seslerin kişiyi aşırı rahatsız etmesi durumudur; müzik seçiminde ve seans ortamında dikkate alınır.
Hipokampüs · hippocampus
Yeni anıların oluşması ve mekânsal belleğiyle ilgili, plastisitenin yüksek olduğu limbik yapıdır.
Hipotez · hypothesis
Araştırmaya başlarken ortaya konan, sınanabilir ve yanlışlanabilir geçici açıklamadır. → ders
Humoral kuram · humoral theory
Sağlığı ve karakteri kan, balgam, safra ve kara safra denen dört vücut sıvısının dengesine bağlayan eski tıp anlayışıdır. → ders
İçsel eleştirmen · inner judge
Kişiyi "yanlış çalarım" korkusuyla kilitleyen, yargılayıcı iç sestir; doğaçlamada oyunsal tutumla aşılmaya çalışılır. → ders
İn siliko · in silico
Bilgisayar ortamında yapılan modelleme ve deneylerdir. → ders
İnen ağrı modülasyonu · descending pain modulation
Beyin merkezlerinden beyin sapı ve omuriliğe inerek ağrı iletimini baskılayan ya da artıran sistemlerdir. → ders
İnsancıl (hümanistik) yaklaşım · humanistic approach
Kişinin öznel deneyimini, seçim özgürlüğünü ve kendini gerçekleştirme eğilimini vurgulayan yaklaşımdır. → ders
İnsomni · insomnia
Uykuya dalmada ya da sürdürmede zorluk ve uykunun kalitesizliğiyle seyreden durumdur. → ders
İntihal · plagiarism
Başkasının düşünce ya da çalışmasını kaynak göstermeden kullanmaktır. → ders
İstenmeyen etki · adverse event
Uygulamaya bağlı olarak ortaya çıkan, beklenmeyen ve istenmeyen durumdur; bildirimi yapılır. → ders
İşitme korteksi · auditory cortex
Şakak (temporal) lobunda yer alan ve sesleri çözümleyen beyin kabuğu bölgesidir. → ders
İşlevselcilik · functionalism
Zihinsel süreçlerin canlının çevreye uyumuna hizmet eden işlevlerine odaklanan okuldur. → ders
İyi Klinik Uygulamalar (İKU) · Good Clinical Practice (GCP)
Klinik araştırmaların etik ve bilimsel kalitesini, katılımcı güvenliğini güvence altına alan uluslararası standarttır. → ders
Jargon · jargon
Bir meslek grubunun ortak dilden ayrılan kendine özgü dilidir. → ders
Kafiye · rhyme
Dizelerin sonundaki ses benzerliğidir; şarkı sözünü akılda kalıcı ve ezgiye oturaklı kılar. → ders
Kam (baksı) · shaman
Orta Asya Türklerinde ritüel ve şifa işlerini yürüten, çoğunlukla ses ve çalgıyla çalışan kişidir. → ders
Kanıt piramidi · evidence pyramid
Çalışma türlerini güvenilirlik düzeylerine göre sıralayan modeldir; tabanda laboratuvar ve olgu sunumları, tepede meta-analizler yer alır. → ders
Kanıta dayalı uygulama · evidence-based practice
Araştırma kanıtı, klinik uzmanlık ve danışan tercihinin birlikte gözetildiği uygulama anlayışıdır. → ders
Katarsis · catharsis
Bastırılmış duyguların açığa çıkıp boşalmasıyla gelen rahatlamadır. → ders
Kaynakça · reference list
Atıf yapılan eserlerin düzenli listesidir. → ders
Kesitsel çalışma · cross-sectional study
Belirli bir zaman diliminde bir grupta durumu tarayan çalışmadır. → ders
Kişi merkezli terapi · person-centered therapy
Rogers'ın, danışanın kendi çözümünü bulabileceği güvene dayanan, yönlendirici olmayan terapi yaklaşımıdır. → ders
Kişilerarası kurallar · interpersonal givens
Doğaçlamada katılımcıların birbirine karşı rolünü (lider, izleyen, eşlikçi gibi) belirleyen çerçevedir. → ders
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) · Personal Data Protection Law (No. 6698)
Kişisel verilerin işlenmesini, saklanmasını ve korunmasını düzenleyen 6698 sayılı kanundur; sağlık verileri "özel nitelikli" sayılır. → ders
Klasik koşullanma · classical conditioning
Başlangıçta tepki doğurmayan bir uyaranın, doğal tepki doğuran bir uyaranla defalarca eşleşerek kendi başına aynı tepkiyi üretir hâle gelmesidir. → ders
Klinik araştırma · clinical research
İnsan katılımcılar üzerinde yapılan bilimsel araştırmadır. → ders
Klinik doğaçlama · clinical improvisation
Terapist ve danışanın terapötik bir amaçla birlikte, hazırlıksız müzik yaptığı çalışmadır. → ders
Kohlea (koklea) · cochlea
İç kulaktaki, ses titreşimlerini frekanslarına göre çözümleyip sinir uyarısına çeviren salyangoz biçimli organdır. → ders
Kohort çalışması · cohort study
Bir grubu ileriye doğru zaman içinde izleyip sonuçların ortaya çıkışını gözleyen çalışmadır. → ders
Koma · comma
Türk müziği ses sisteminde tam sesin yaklaşık dokuzda biri olan en küçük aralık birimidir; bir oktav 53 koma sayılır. → ders
Kompozisyonel müzik terapi · compositional music therapy
Söz, şarkı ya da beste üretme çalışmalarının terapide kullanıldığı yöntemdir.
Kontrendikasyon · contraindication
Bir müdahalenin zarar riski nedeniyle yapılmaması gereken durumdur. → ders
Kontrol grubu · control group
Girişimi almayan ya da standart bakım alan, karşılaştırma için kullanılan gruptur. → ders
Kopuz · kopuz
Eski Türklerin telli çalgısıdır; kamların ve ozanların başlıca çalgısı olarak bilinir. → ders
Korelasyon · correlation
İki değişkenin birlikte değişme eğilimidir; ilişkinin varlığı nedensellik anlamına gelmez. → ders
Kortizol · cortisol
Böbreküstü bezinin salgıladığı stres hormonudur; müzik çalışmalarında stres göstergesi olarak ölçülür.
Koşullu pekiştirme · contingent reinforcement
Müziğin ya da müzik yapma imkânının, hedeflenen bir davranışa bağlı olarak ödül şeklinde verilmesidir.
Koşulsuz olumlu kabul · unconditional positive regard
Terapistin danışanı davranışlarından bağımsız olarak değerli saymasıdır; Rogers'ın yaklaşımının temelidir. → ders
Kök, ön ek, son ek · root, prefix, suffix
Tıp terimleri anlamlı parçalara ayrılır: kök temel anlamı, ön ek öncesinde gelip yönü ya da niceliği, son ek ise sonunda gelip türü belirler. → ders
Kronik ağrı · chronic pain
Üç aydan uzun süren, sızlama, zonklama ya da yanma niteliğinde seyredebilen ağrıdır. → ders
Limbik sistem · limbic system
Duygu, ödül ve bellekle ilgili birbirine bağlı beyin yapılarının ortak adıdır. → ders
Majör ve minör · major / minor
Dizinin birinci sesiyle üçüncü sesi arası iki tam sesse majör (genellikle parlak), bir buçuk sesse minör (genellikle hüzünlü) tonalite doğar. → ders
Makam · makam
Türk müziğinde seslerin dizilişini, hangi sesin başlangıç, hangisinin durak olacağını, ezginin hangi yönde yürüyeceğini ve icra geleneğini birlikte tarif eden melodik çerçevedir; yalnızca bir frekans listesi değildir. → ders
Maskeleme · masking
Rahatsız edici bir sesin, başka bir sesle (müzik, beyaz gürültü) örtülerek fark edilmez hâle getirilmesidir. → ders
Melodi · melody
Birbirini izleyen seslerin perde ve ritimle birlikte tek bir bütün olarak algılanmasıdır; "ezgi" de denir. → ders
MeSH · Medical Subject Headings
ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi'nin tıbbi konu başlıkları sözlüğüdür; PubMed taramalarını standartlaştırır. → ders
Mesul müdür · responsible manager
Özel sağlık kuruluşunun veya merkezin idari ve teknik yönden sorumlu yöneticisidir. → ders
Meta-analiz · meta-analysis
Birçok çalışmanın sonuçlarının istatistiksel olarak birleştirilmesidir. → ders
Metronom · metronome
Dakikadaki vuruş sayısını sabit tutarak tempo veren zaman ölçer araçtır; ritmik çalışmalarda dış referans olarak da kullanılır. → ders
Mizaç · temperament
Kişinin doğuştan gelen bedensel-ruhsal yapısıdır; eski humoral tıpta dört beden sıvısının dengesine bağlanırdı.
Model, yöntem, prosedür, teknik · model, method, procedure, technique
Müzik terapide kavramları dört basamakta sıralayan hiyerarşidir: model genel yaklaşımı, yöntem müzik deneyiminin türünü, prosedür adım dizisini, teknik ise tek tek müdahaleyi anlatır.
Musicking · musicking
Müziği bir nesne değil, insanların birlikte yaptığı bir eylem ve ilişki olarak ele alan Small'un terimidir. → ders
Müzik dinleme (terapötik olmayan) · music listening
Belirli bir hedefi ve terapötik çerçevesi bulunmayan, günlük hayattaki müzik dinlemedir; tek başına müzik terapisi sayılmaz. → ders
Müzik terapi · music therapy
Eğitimli bir terapistin, danışanla kurduğu terapötik ilişki içinde müziği ve müzik deneyimlerini kanıta dayalı biçimde fiziksel, ruhsal, sosyal ve bilişsel ihtiyaçlar için kullandığı yapılandırılmış süreçtir. → ders
Müzik tıbbı · music medicine
Sağlık çalışanının seçtiği müziğin hastaya genellikle dinletilmesiyle sağlık sonuçlarını iyileştirmeyi amaçlayan yaklaşımdır; müzik terapisinden farkı, terapist–danışan ilişkisinin süreç hâline getirilmemesidir. → ders
Müzikal algı · music perception
Seslerin zaman ve perde içinde örgütlenerek müzikal bir yapı olarak deneyimlenmesidir. → ders
Müzikal çocuk · musical child
Nordoff-Robbins modelinde her insanda bulunduğu kabul edilen, sese doğal biçimde yanıt veren müzikal özdür. → ders
Müzikle uyarılan otobiyografik anı (MEAM) · music-evoked autobiographical memory
Bir müziği duyunca kendiliğinden canlanan, genellikle duygusal yüklü yaşam anılarıdır. → ders
Negatif pekiştirme · negative reinforcement
Rahatsız edici bir uyaranın ortadan kalkması sayesinde davranışın güçlenmesidir; ceza ile karıştırılmamalıdır. → ders
Nicel araştırma · quantitative research
Sayısal veriyle "ne kadar, kaç" sorularını yanıtlayan araştırmadır. → ders
Nitel araştırma · qualitative research
Sözel ve gözleme dayalı veriyle "niçin, nasıl" sorularını yanıtlayan araştırmadır. → ders
Nosisepsiyon · nociception
Doku hasarı yapabilecek zararlı uyaranların sinir sistemince algılanıp iletilmesidir; ağrı deneyiminin ham girdisidir. → ders
Nörobiyolojik yaklaşım · neurobiological approach
Davranışı sinir sistemi, hormonlar ve genetik gibi biyolojik temellerle açıklayan yaklaşımdır. → ders
Nöromatriks · neuromatrix
Ağrının yalnızca bir yerden gelen sinyal değil, beyindeki geniş bir ağın ürünü olduğunu savunan kuramdır. → ders
Nöroplastisite · neuroplasticity
Beynin yeni bağlantılar kurarak ya da mevcut bağlantıları güçlendirerek yapısını ve işleyişini deneyime göre değiştirebilme yeteneğidir.
Nürnberg Kodu · Nuremberg Code
1947'de insan deneylerinin etik koşullarını ilk kez belirleyen ilkeler bütünüdür; gönüllü rıza esasını koyar. → ders
Odyoanaljezi · audioanalgesia
Müzik ya da beyaz gürültü gibi seslerle ağrı algısının azaltılmasıdır. → ders
Olgu sunumu · case report
Bir ya da birkaç hastanın ayrıntılı tanımlandığı, hipotez sınamayan tanımlayıcı çalışmadır. → ders
Operasyonel tanım · operational definition
Bir kavramın nasıl ölçüleceğini gözlenebilir göstergelerle belirleyen tanımdır. → ders
Otobiyografik bellek · autobiographical memory
Kişinin kendi yaşam öyküsüne ait anıların belleğidir. → ders
Otonom sinir sistemi · autonomic nervous system
Kalp hızı, solunum, sindirim gibi istemdışı işlevleri yöneten sinir sistemidir; sempatik ve parasempatik kolu vardır. → ders
Ölçü (metre) · meter
Vuruların güçlü ve zayıf olarak gruplandığı düzendir; müziğe "iki zamanlı, üç zamanlı" gibi bir yürüyüş hissi verir. → ders
Örnek olay çalışması · case study
Tek bir durumun derinlemesine incelendiği nitel araştırma desenidir. → ders
Örneklem · sample
Evreni temsil etmesi beklenen, ondan seçilmiş alt kümedir. → ders
Özerklik (otonomi) · autonomy
Kişinin kendi sağlığıyla ilgili kararı verme hakkına saygı gösterilmesi ilkesidir. → ders
p değeri · p-value
Boş hipotez doğruysa, elde edilen sonuç ya da daha uç bir sonucun görülme olasılığıdır; geleneksel olarak p<0,05 "istatistiksel olarak anlamlı" kabul edilir. → ders
Pekiştirme · reinforcement
Kendisinden önceki davranışın ileride görülme olasılığını artıran sonuçtur. → ders
Pentatonik gam · pentatonic scale
Oktav içinde yalnızca beş ses bulunan dizidir; birbiriyle sert çatışan sesleri içermediği için doğaçlamada "yanlış nota" riskini azaltır. → ders
Perde · pitch
Sesin kulakta "kalın–ince" ya da "pes–tiz" olarak algılanan boyutudur; büyük ölçüde frekansa bağlıdır. → ders
Plasebo · placebo
Etken madde içermeyen ama gerçek uygulama gibi sunulan kontrol uygulamasıdır. → ders
Polifoni · polyphony
Birden çok bağımsız melodi hattının aynı anda ilerlediği müzik dokusudur. → ders
Popülasyon (evren) · population
Araştırmanın hakkında bilgi edinmek istediği tüm birey ya da olayların kümesidir. → ders
Pozitif bilim · positive science
Metafiziğe değil, gözlenebilir olgulara dayanan bilim anlayışıdır; katı biçiminde kesin ve değişmez doğruları hedefler. → ders
Preklinik çalışma · preclinical study
İnsana geçmeden önceki hücre, doku ve hayvan düzeyindeki çalışmalardır. → ders
Primer sorumlu hekim · primary responsible physician
Hastanın asıl (ana) tedavisinden sorumlu olan hekimdir. → ders
Projektif dinleme · projective listening
Danışanın müziğe kendi iç dünyasını, duygularını ve imgelerini yansıttığı dinleme biçimidir. → ders
Prosedürel kurallar · procedural givens
Doğaçlamanın süresini ve akış sırasını (kim ne zaman başlar, ne zaman biter) belirleyen çerçevedir. → ders
Psikanaliz · psychoanalysis
Freud'un, bilinçdışı süreçleri ve erken çocukluk yaşantılarını merkeze alan psikoterapi kuramı ve yöntemidir.
Psikodinamik yaklaşım · psychodynamic approach
Davranışın büyük bölümünü bilinçdışı süreçlere ve erken yaşantılara bağlayan yaklaşımdır. → ders
Psikoloji · psychology
Davranış ve zihinsel süreçleri bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim dalıdır. → ders
Randomizasyon · randomization
Katılımcıların şansa dayalı olarak gruplara atanmasıdır; gruplar arası sistematik farkı azaltır. → ders
Randomize kontrollü çalışma · randomized controlled trial
Katılımcıların şansla gruplara atandığı ve karşılaştırıldığı deneydir; bir uygulamanın etkisini sınamada en güçlü tek çalışma tasarımlarındandır. → ders
Rapport · rapport
Terapist ile danışan arasında kurulan güven ve uyum ilişkisidir. → ders
Regülatif müzik terapi · regulative music therapy
Schwabe'nin geliştirdiği, meditatif dinleme ve beden farkındalığı üzerine kurulu reseptif yaklaşımdır. → ders
Rehberli İmgeleme ve Müzik (GIM) · Guided Imagery and Music
Terapistin kılavuzluğunda, seçilmiş klasik müzik eşliğinde zihinde imge ve duygu deneyimi oluşturulan reseptif modeldir; Bonny tarafından geliştirilmiştir.
Rehberli Özgün Söz ve Müzik (GOLM) · Guiding Original Lyrics and Music
Beş aşamalı olarak özgün bir şarkının terapistin rehberliğinde yazıldığı yöntemdir. → ders
Reklam · advertisement
Tanıtım ve bilgilendirme sınırını aşıp hizmeti öne çıkarmayı amaçlayan faaliyettir; sağlık hizmetlerinde yasal sınırlamalara tabidir. → ders
Rekreatif (yeniden yaratıcı) müzik terapi · re-creative music therapy
Danışanın var olan bir parçayı çaldığı ya da söylediği yöntemdir.
Reseptif müzik terapi · receptive music therapy
Danışanın müziği çalmak yerine dinleyerek katıldığı, dinleme sonrası konuşma ya da imge çalışmasıyla derinleştirilen yöntemlerin genel adıdır. → ders
Rezonans işlevi · resonance function
Terapistin danışanla birlikte titreşip onun duygu ve imgelerini kendi içinde alımlamasıdır. → ders
Ritim · rhythm
Seslerin ve sessizliklerin zaman içindeki süre örüntüsüdür. → ders
Ritim çemberi · drum circle
Topluluk ve eğlence amacıyla yapılan toplu ritim etkinliğidir; terapötik hedefi ve terapist–danışan ilişkisi olmadığı için klinik doğaçlama sayılmaz. → ders
Ritmik işitsel stimülasyon (RAS) · rhythmic auditory stimulation
Yürüme gibi hareketlerin zamanlamasını dışarıdan verilen düzenli bir ritimle yönlendiren, nörolojik rehabilitasyonda kullanılan tekniktir.
Saf ton · pure tone
Tek bir frekanstan oluşan, düzgün sinüs dalgası biçimindeki en yalın ses; doğadaki sesler genellikle birçok saf tonun karışımıdır. → ders
Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) · Healthcare Implementation Communiqué
SGK'nın hangi sağlık işlemlerini ve hangi bedelle karşıladığını belirleyen tebliğdir. → ders
Salamizasyon · salami slicing
Tek bir çalışmanın yapay olarak ince dilimlere bölünüp gereksiz sayıda yayın çıkarılmasıdır. → ders
Ses · sound
Havadaki (ya da başka bir ortamdaki) basınç dalgalanmalarının kulakta ve beyinde algılanmasıdır; müziğin ham maddesidir. → ders
Ses şiddeti (gürlük) · intensity / loudness
Ses basıncının büyüklüğüdür; algıda sesin ne kadar gür duyulduğuna karşılık gelir. → ders
Seyir · seyir
Bir makamda ezginin hangi bölgeden başlayıp hangi yoldan ilerleyerek karara vardığını gösteren yürüyüş çizgisidir. → ders
Sır saklama · confidentiality
Hastaya ait bilginin, rıza ya da yasal zorunluluk olmadıkça başkalarıyla paylaşılmaması ilkesidir. → ders
Sirkadyen ritim · circadian rhythm
Yaklaşık 24 saatlik, uyku–uyanıklığı ve hormon düzenini yöneten biyolojik saattir. → ders
Somatik dinleme · somatic listening
Danışanın müziği dinlerken dikkatini bedenindeki hislere yönelttiği reseptif tekniktir. → ders
Sözcük dağarcığı sınırları · vocabulary givens
Doğaçlamada hangi çalgı, ses ya da tekniğin kullanılacağının önceden sınırlanmasıdır (ör. yalnızca davul ve zil). → ders
Striatum · striatum
Bazal gangliyonların hareket ve dopamine bağlı ödül işlevlerinde rol oynayan bölümüdür; ventral kısmı ödül ağının hedefidir. → ders
Şarkı kolajı · song collage
Hazır şarkı sözlerinden anlamlı parçaların seçilip yeniden düzenlenerek danışanın kendi sözünün oluşturulmasıdır. → ders
Şarkı parodisi · song parody
Bilinen bir şarkının ezgisi korunarak danışanın kendi sözlerinin yazılmasıdır. → ders
Şarkı yazımı · songwriting
Terapötik ilişki içinde, söz ve müziğin danışan ve terapist tarafından birlikte üretildiği ve çoğunlukla kaydedildiği süreçtir. → ders
Tempo · tempo
Müziğin akış hızıdır; genellikle dakikadaki vuruş sayısı (BPM) ile ifade edilir. → ders
Terapide Esnek Şarkı Yazımı Yaklaşımı (FAST) · Flexible Approach to Songwriting in Therapy
Şarkı yazımını altı aşamada ve danışanın durumuna göre esnetilebilir biçimde ele alan çerçevedir. → ders
Terim · term
Bir bilim, sanat ya da meslek alanına özgü kavramı karşılayan özel sözcüktür. → ders
Terminoloji · terminology
Bir alandaki terimlerin tümü ve bunları inceleyen terim bilimi. → ders
Tescilli sertifika · registered certificate
Bakanlıkça tescil edilmiş eğitimin sonunda verilen ve GETAT uygulaması için gerekli olan belgedir. → ders
Tını · timbre
Aynı perdeyi çalan iki çalgıyı birbirinden ayırt etmemizi sağlayan ses rengidir; sesin ne kadar karmaşık bir harmonik yapıya sahip olduğuna bağlıdır. → ders
Toning · toning
Uzun süreli ünlü seslerle yapılan seslendirmedir; titreşimin bedende hissedilmesini ve solunum düzenini amaçlar. → ders
Tutma (taşıma, sarmalama) · holding / containing
Terapistin müzikle güvenli bir kap oluşturup danışanın yoğun duygusunu bunalmadan yaşamasına izin vermesidir.
Tümdengelim · deduction
Genel bir ilkeden özel sonuca varan akıl yürütmedir. → ders
Tümevarım · induction
Tek tek gözlemlerden genel bir sonuca varan akıl yürütmedir. → ders
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) · Turkish Medicines and Medical Devices Agency
İlaç ve tıbbi cihazların ruhsat ve denetiminden sorumlu kamu kurumudur. → ders
Usul · usul
Türk müziğinde belirli sayıda zamandan ve güçlü–zayıf vuruş dizilişinden oluşan ritim kalıbıdır. → ders
Uydurma · fabrication
Gerçekte olmayan verinin varmış gibi sunulmasıdır. → ders
Uygulama kılavuzu · practice guideline
Bakanlığın GETAT alanları için yayımladığı, uygulamanın kapsamını, endikasyonlarını ve güvenlik koşullarını belirleyen teknik rehberdir. → ders
Uzun süreli bellek · long-term memory
Bilginin uzun süre, hatta ömür boyu saklandığı bellektir. → ders
Vaka-kontrol çalışması · case-control study
Hastalığı olan kişilerle olmayanları geriye dönük karşılaştırarak olası nedenleri araştıran analitik çalışmadır. → ders
Veri minimizasyonu · data minimization
Yalnızca amaç için gerekli olan en az bilginin toplanması ya da paylaşılması ilkesidir. → ders
Vibroakustik müzik · vibroacoustic music
Düşük frekanslı ses titreşimlerinin özel bir minder ya da yatak aracılığıyla doğrudan bedene iletildiği uygulamadır. → ders
Yan tutma (yanlılık) · bias
Sonucu sistematik olarak bir yöne kaydıran her türlü hatadır. → ders
Yansıtma · reflecting
Terapistin danışanın müziğinin altındaki duyguyu müzikal bir ses rengine ve biçime dönüştürerek geri sunmasıdır. → ders
Yararlılık · beneficence
Hastaya yarar sağlama yükümlülüğüdür. → ders
Yardımcı (destekleyici) tedavi · adjunctive therapy
Ana tedavinin yerine geçmeyen, onu destekleyen ve tek başına hastalığı ortadan kaldırmayan yöntemdir. → ders
Yayın etik kurulu · publication ethics committee
Tamamlanmış veya yayımlanmış çalışmalardaki etik ihlalleri inceleyen kuruldur. → ders
Yeterince iyi anne · good-enough mother
Winnicott'un, kusursuz olmayan ama çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı bakım veren anne için kullandığı kavramdır. → ders
Yukarıdan aşağıya işlemleme (top-down) · top-down processing
Bilginin önceki bilgi, beklenti ve deneyimlerin yönlendirmesiyle yorumlanmasıdır. → ders
Zarar vermeme · non-maleficence
Hastaya zarar vermeme, kötü davranmama ilkesidir. → ders
Zemin sunma · grounding
Terapistin sabit bir atım ya da tonal merkez çalarak danışana üzerinde serbestçe hareket edeceği sağlam bir dayanak vermesidir. → ders
Zihinsel süreç · mental process
Algı, dikkat, öğrenme, bellek, düşünme, duygu gibi doğrudan gözlenemeyen iç işleyişlerin ortak adıdır. → ders