İçeriğe geç
Müzik Terapi öğrenme alanı

M4 · Müziğin Nörolojik, Psikolojik ve Sosyolojik Temelleri · SEP 28 Ekim

Psikolojiye giriş: davranış, gelişim ve öğrenme

Sekiz yaklaşımın müziğe sorduğu sekiz soru; davranışın görünen ve görünmeyen yüzü; koşullanmadan davranışçı müzik terapiye

≈ 40 dkTaslak — doğrulama sürüyor

Bu dersin sonunda

  • Psikolojinin tanımını, iki inceleme alanını (davranış ve zihinsel süreçler) ve dört amacını açıklamak
  • Sekiz temel yaklaşımın her birinin müzik deneyimine sorduğu soruyu ayırt etmek ve aynı klinik gözlemi bu sekiz mercekle yeniden yazabilmek
  • Davranışı operasyonel olarak tanımlamak; aynı davranışın farklı iç süreçlerden doğabileceğini ve davranış değişikliğinin tek başına terapötik etki kanıtı olmadığını açıklamak
  • Davranış gelişimini olgunlaşma, öğrenme ve çevre etkileşimi olarak tanımlamak; Piaget ve Kohlberg dönemlerini ana hatlarıyla sıralamak
  • Klasik, edimsel, gözlemsel ve bilişsel öğrenmeyi müzik örnekleriyle açıklamak; negatif pekiştirmeyi cezadan ayırmak
  • Müzik uyaranlarının davranış üzerindeki etkisini davranışçı müzik terapinin ilkeleriyle (bağımlı pekiştirme, ölçme) ilişkilendirmek

Önce: Ses nedir? Titreşimden perdeye

Müzik terapide müzik bir araçtır, hedef ise insandır: onun ne hissettiği, ne düşündüğü, ne yaptığı. Bu ders, M4 modülünün psikoloji ayağının ilk halkası. Burada üç şeyi kuruyoruz: psikolojinin müziğe hangi pencerelerden baktığı, davranışın ne olduğu ve nasıl geliştiği, ve öğrenmenin müziğe verilen tepkileri nasıl biçimlendirdiği. Omurga SEP ders sunumu, 28.10.2026 (iki sunu: “Psikolojiye giriş” ve “Davranış ve davranış gelişimi”). Müzik terimlerine yabancıysan önce Ses nedir? dersine göz atman yeterli.

Psikoloji nedir?

Ders sunumundaki tanım kısa ve işe yarar: psikoloji, davranışın ve zihinsel süreçlerin bilimsel yöntemle incelenmesidir. İki inceleme alanı vardır:

Alan Ne içerir? Müzik örneği
Davranış Gözlenebilen eylem ve tepkiler Şarkıya eşlik etmek, tempo tutmak, odayı terk etmek
Zihinsel süreçler Algı, dikkat, öğrenme, bellek, düşünme, karar, duygu, motivasyon Şarkının bir anıyı çağırması, hüzünlü bulunması

Psikolojinin amacı dört basamaktır: betimleme (ne oluyor?), açıklama (neden oluyor?), yordama (bu müdahale ne yapar?) ve kontrol. Sonuncusu “hastayı yönetmek” değil, değişkenleri düzenleyerek etkiyi öngörülebilir kılmak demektir.

Tarih notu. Bilimsel psikolojinin başlangıcı olarak genellikle Wilhelm Wundt’un 1879’da Leipzig Üniversitesi’nde kurduğu deneysel psikoloji laboratuvarı gösterilir. Bu, alanın felsefeden ayrılıp ölçme ve deneye dayanan bir bilim olarak örgütlenmesinin simgesel tarihidir.

Sekiz mercek: yaklaşımlar ve müziğe sordukları

Psikolojide insan davranışını tek başına açıklayan bir kuram yoktur. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında farklı “okullar” doğdu; her biri gerçeğin bir yüzünü aydınlattı. Sunu bu yaklaşımları müziğe sorulan sorularla eşledi. Bu tablo, dersin en kullanışlı aracı:

Yaklaşım Öncüler Temel soru Müziğe uyarlanmış soru
Yapısalcı Wundt geleneği, Titchener Deneyim hangi öğelerden oluşur? Müzik deneyiminin bileşenleri neler?
İşlevselci James, Dewey, Angell Zihinsel süreçler ne işe yarar? İnsan müziği neden ve hangi işlevle kullanır?
Davranışçı Watson, Pavlov, Skinner Davranış nasıl öğrenilir? Müzik hangi öğrenilmiş tepkilerle bağlı?
Psikodinamik Freud Bilinçdışı davranışı nasıl etkiler? Müzik hangi kişisel yaşantılara dokunuyor?
Bilişsel Piaget, Neisser, Miller, Bruner Bilgi nasıl işlenir? Müzik nasıl algılanır, hatırlanır, anlamlandırılır?
Gestalt Wertheimer, Köhler, Koffka Parçalar nasıl bütün olur? Sesler nasıl melodi olarak algılanır?
İnsancıl (hümanist) Maslow, Rogers Kişinin öznel deneyimi nedir? Bu müzik bu kişi için ne anlam taşır?
Nörobiyolojik Hebb Biyolojik temel nedir? Müzik deneyiminin nöral karşılığı nedir?

Kısa notlar:

  • Yapısalcılık bilinci öğelerine ayırmaya çalıştı; yöntemi içebakıştı (introspection): kişi uyaranın uyandırdığını yorum katmadan anlatır. Zayıflığı nesnellik sorunudur. Sunu yerinde bir ayrım yaptı: Wundt’u doğrudan “yapısalcılığın kurucusu” saymak yerine, yapısalcılığı onun laboratuvar geleneğinden gelen Titchener’in sistemleştirdiğini söylemek daha isabetlidir. Müzik açısından bu yaklaşım “ritim mi, tempo mu, tını mı?” diye sorar; bu terimleri M0 derslerinde gördün.
  • İşlevselcilik, ders sunumuna göre müzik terapi için en kullanışlı merceklerden biridir. Sunudaki işlev listesi: duygu düzenleme, rahatlama, uyarılma düzeyini değiştirme, anı canlandırma, sosyal bağ, kimlik ifadesi, motivasyon, ritüele katılma.
  • Davranışçılık psikolojinin yalnızca gözlenebilir davranışla ilgilenmesi gerektiğini savundu; bilinci bilimsel incelemenin dışında bıraktı (Watson, 1913). Bu dersin ikinci yarısı büyük ölçüde onun mirası üzerine.
  • Psikodinamik yaklaşım müziği sözle anlatılması zor yaşantılara açılan bir ifade alanı olarak görür. Sununun kendi sınırlaması önemli: her müzik tercihini bilinçdışı çatışmayla açıklamak doğru değildir; bu bir yorum çerçevesidir, evrensel açıklama değildir.
  • Bilişsel yaklaşım insanı bilgiyi seçen, kodlayan, karşılaştıran ve yorumlayan bir sistem olarak görür. İlk birkaç notadan bir şarkıyı tanımak algı, bellek, beklenti ve örüntü tanımanın birlikte çalışmasıdır. Bu sürecin ayrıntısı algı ve dikkat ile bellek ve duygu derslerinde.
  • Gestalt: “Bütün, parçaların toplamından farklıdır.” Müzik bunun belki de en iyi örneğidir: tek tek notalarda melodi yoktur. Bir filmin karelerini tek tek incelersen hareketi göremezsin; kareler belirli bir hızla aktığında hareket ortaya çıkar. Melodi de notalar için aynı şeydir.
  • İnsancıl yaklaşımda Rogers terapötik değişimin koşullarını empati, koşulsuz olumlu kabul ve terapistin içtenliği (uyumluluk) olarak tanımladı (Rogers, 1957). “Bu müzik sakinleştiricidir” demek yerine “bu kişi bu müziği nasıl yaşıyor?” diye sormak, bireyselleştirilmiş müzik uygulamasının özüdür.
  • Nörobiyolojik yaklaşım M4’ün “Nöroloji ve müzik” konusunda ayrıntılı işlenecek.

Psikolojinin alt dalları da aynı çeşitliliği yansıtır: gelişim, deneysel, sosyal, klinik ve danışmanlık, endüstri ve örgüt, psikometri (davranışın ölçülmesi). Müzik terapist en çok klinik, gelişim ve psikometri dallarından beslenir.

Davranış: görünen ve görünmeyen

Sunudaki tanım: davranış, bireyin içsel ya da dışsal uyaranlara verdiği gözlenebilir ve ölçülebilir tepkilerdir. Hareket etmek, konuşmak, gülmek, ağlamak, yaklaşmak, kaçınmak, bir etkinliği sürdürmek ya da bırakmak birer davranıştır. Ama davranış hiçbir zaman çıplak gelmez:

İç yaşantı Gözlenen davranış
“Kaygılıyım.” Yerinde duramama
“Bu şarkı annemi hatırlattı.” Ağlama
“Bu müzik hoşuma gidiyor.” Eşlik etme
“Buradan uzaklaşmak istiyorum.” Odayı terk etme
“Daha sakinim.” Konuşma hızının azalması

Kritik nokta şu: aynı davranış farklı iç süreçlerden doğabilir. Ağlama hüzünden, özlemden, rahatlamadan, mutluluktan ya da yastan gelebilir. Bu yüzden insan davranışının çoğunu yalnızca “uyaran → tepki” diye açıklamak yetmez.

Sunu davranışın oluşumunu bir zincir olarak verdi:

uyaran → algı → dikkat → bilişsel değerlendirme → bellek ve geçmiş öğrenme → duygusal değerlendirme → motivasyon → davranış

Örnek: müzik duyulur → tanınır → bir anı çağrılır → özlem doğar → kişi şarkıya eşlik eder. Bu zincirin halkaları M4’ün sonraki iki dersinin konusudur.

Davranış gelişimi: yaşam boyu süren bir süreç

Davranış gelişimi, davranış dağarcığının yaşam boyunca biyolojik olgunlaşma, öğrenme ve çevresel–sosyal deneyim ile oluşması ve değişmesidir. “Doğa mı, çevre mi?” ikilemi yerine ikisinin etkileşimi söz konusudur.

Fiziksel ve psikomotor gelişim. Fiziksel gelişim boy, kilo ve organ sistemlerinin olgunlaşmasıdır. Psikomotor gelişim ise bedeni kontrol etmeyi ve hareket becerisi kazanmayı kapsar. Enstrüman çalmak, ritimle hareket etmek ve dans etmek psikomotor becerilerdir. Sunu fiziksel gelişim dönemlerini şöyle sıraladı: doğum öncesi, bebeklik (0–2), okul öncesi (2–6), okul çağı (6–12), ergenlik (12–18), genç yetişkinlik (18–30), orta yaş (30–60), yaşlılık (60+).

Sunuda “kalıtımın en çok etkilediği gelişim alanı fiziksel gelişimdir” denildi. Programda böyle anlatıldı; gelişim alanlarını bu biçimde sıralayan karşılaştırmalı bir kanıt literatürde doğrulanamadı. Kalıtsallık özellikten özelliğe değişir. Bu ifadeyi kesin bir kural olarak değil, genel bir eğilim olarak oku.

Zihinsel (bilişsel) gelişim. Sunu dönemleri yazar adı vermeden aktardı. Bu dönemler Jean Piaget’nin evreleridir (Piaget ve Inhelder, 1969?):

Dönem Yaklaşık yaş Çekirdek özellik Müzikle olası bağ
Duyu-hareket 0–2 Dünya duyu ve hareketle keşfedilir Ses kaynağına yönelme, sallanma, ninniler
İşlem öncesi 2–7 Sembol ve dil gelişir, düşünce benmerkezcidir Taklit, basit şarkılar, oyunlu ritim
Somut işlemler 7–11 Somut nesneler üzerinde mantıksal işlem Kurallı grup etkinliği, sıra beklemek
Soyut işlemler 11+ Varsayımsal ve soyut düşünce Müzikal yapıyı ve anlamı tartışmak

Sosyal gelişim. Bebeğin ilk sosyal dağarcığında anneye bağlanma ve ayrılma görülür. Sunu, bağlanmayı kısmen “dokunmanın verdiği rahatlığın” güdülediğini söyledi. Bu fikrin bilinen deneysel kaynağı Harlow’un yavru maymunlarla çalışmasıdır: yavrular, besin veren tel “anne” yerine yumuşak kumaş kaplı “anne”ye bağlandı (Harlow, 1958). Yine de insanda bağlanma tek bir etkenle açıklanamaz; bakım verenin duyarlılığı ve sürekliliği de belirleyicidir.

Olumlu sosyal davranış ve saldırganlık. Sunuya göre işbirliği ve yardımseverlik, ödüllenme ve model almayla öğrenilir. Aynı mekanizmalar saldırganlığın öğrenilmesinde de rol oynar. Bandura’nın çalışmasında saldırgan bir yetişkini izleyen çocuklar sonra o davranışları taklit ettiler (Bandura ve ark., 1961). Sunu saldırganlığın nedenini “genellikle engellenme” olarak da verdi. Bu, 1939 tarihli engellenme–saldırganlık hipotezidir. Hipotez sonradan yeniden biçimlendirildi: engellenme ancak olumsuz duygu uyandırdığı ölçüde saldırganlığa zemin hazırlar ve tek neden değildir (Berkowitz, 1989).

Ahlak gelişimi. Sunudaki üç düzey (bencillik ve otoriteye saygı; gelenek ve yasa; soyut ilkeler ve içsel değerler) Lawrence Kohlberg’in gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası düzeyleridir. Uzunlamasına izlem çalışması, bireylerin bu düzeyleri sırayla ve yavaş geçtiğini gösterdi (Colby ve ark., 1983).

Yaşam boyu. Çocuklukta taklit ve oyun, ergenlikte kimlik ve aidiyet, yetişkinlikte roller, yaşlılıkta kayıplar ve yaşam öyküsü öne çıkar. Sununun klinik sonucu bu dersin en önemli cümlelerinden biri: 70 yaşındaki bir hastanın müzik deneyimi yalnızca bugünkü yaşıyla değil, yaşam boyu müzik öyküsüyle değerlendirilir.

Öğrenme: davranışın dört yolu

1. Klasik koşullanma

Pavlov’un tanımladığı süreçte başlangıçta nötr olan bir uyaran, anlamlı bir uyaranla tekrar tekrar eşleşince zamanla tek başına tepki üretmeye başlar. Müzik bu çağrışım süreçlerine çok kolay girer: düğün, cenaze, hastane, ilk aşk.

Müzikle yapılmış klasik deneylerden birinde, katılımcılara bir kalem reklamı izletildi. Hoş bulunan müzikle eşleştirilen kalem rengi, hoş bulunmayan müzikle eşleştirilene göre daha sık seçildi (Gorn, 1982). Tersi de mümkündür: hoş olmayan bir deneyimle eşleşen müzik, kendisiyle sonradan eşleşen nesnelere de olumsuz bir değer aktarabilir (Blair ve Shimp, 1992). Beğenilerin ve hoşlanmamaların bu yolla öğrenilmesine değerlendirici koşullanma denir ve yirmi beş yıllık deney literatürü bunu sağlam bir olgu olarak tanımlar (De Houwer ve ark., 2001).

2. Edimsel koşullanma

Skinner’ın çerçevesinde davranış, sonuçlarına göre güçlenir ya da zayıflar. Terimlerdeki “pozitif” ve “negatif” iyi–kötü değil, ekleme–çıkarma anlamındadır:

Bir şey eklenir Bir şey çıkarılır
Davranış artar Pozitif pekiştirme (sevilen müzik açılır) Negatif pekiştirme (gerginlik azalır)
Davranış azalır Pozitif ceza (hoş olmayan uyaran) Negatif ceza (sevilen müzik kesilir)

Sunu özellikle bir noktanın altını çizdi: negatif pekiştirme ceza değildir. “Stres → müzik dinleme → rahatsızlığın azalması” örüntüsü müzik dinleme davranışını güçlendirir.

Müzik terapide edimsel çerçevenin en bilinen kullanımı bağımlı müziktir (contingent music): istenen davranış görüldüğünde müzik başlar, görülmediğinde durur. 98 çalışmayı birleştiren bir meta-analizde bağımlı müziğin eğitim ve terapi hedeflerinde kontrol koşullarına göre çok büyük bir etki gösterdiği bildirildi. Aynı analizde bağımlı müzik, müzik dışı pekiştireçlerden ve sürekli çalan müzikten daha etkili bulundu (Standley, 1996). Bu analiz eskidir ve dahil ettiği çalışmalar çok heterojendir; büyüklük kestirimi dikkatle okunmalı.

Sunu bir uyarı da yaptı: müziği otomatik bir ödül sanmamak gerekir. Müzik ancak kişi için anlamlı ve tercih edilen bir uyaransa pekiştireç işlevi görür. Buna literatürden bir ek: zaten kendi isteğiyle yapılan bir etkinliğe dışsal, beklenen ve somut ödüller bağlamak, o etkinliğe duyulan iç motivasyonu azaltabilir (Deci ve ark., 1999). Kendi zevki için müzik yapan birini “ödül” sistemine sokarken bunu akılda tut.

3. Gözlemsel (sosyal) öğrenme

Bandura’nın tanımladığı bu yolda kişi başkalarını izleyerek öğrenir. Basamaklar: dikkat → hatırda tutma → davranışı gerçekleştirme → motivasyon. Çocuk evde dinlenen müziği, dans etmeyi, şarkı söylemeyi, müzikle ilgili sosyal davranışları gözleyerek edinir. Müzik zevkinin önemli bir bölümü sosyal çevrede biçimlenir. Grup müzik terapisinde bir üyenin enstrümana yaklaşması, çekingen bir başkası için model olabilir.

4. Bilişsel öğrenme

Bilginin işlenmesi, anlamlandırılması ve deneyimden çıkarım yapılması. Bir dinleyicinin yeni bir müzik türünün kurallarını zamanla “çözmesi” bu türden bir öğrenmedir. Bu konu algı ve dikkat dersinde beklenti başlığı altında açılıyor.

Davranışçı müzik terapiye köprü

Davranışçı müzik terapi müziği iki biçimde kullanır: pekiştireç olarak (bağımlı müzik) ve davranışın ipucu ya da yapı taşı olarak (ritimle hareket, şarkıyla bir rutini öğrenmek). Alanın erken bildirgelerinden biri, müzik terapinin davranış değiştirme ilkeleriyle sistematik olarak çalışabileceğini ve sonuçların ölçülmesi gerektiğini savundu (Madsen ve ark., 1968). Bu yaklaşımın en kalıcı mirası tek bir alışkanlıktır: ölçmek.

Sunu, müziğin bazı koşullarda şu davranış alanlarıyla ilişkili olabileceğini sıraladı:

Davranış alanı Örnek
Motor Hareket etme, tempo tutma, dans
Sözel Şarkı söyleme, konuşma, anı anlatma
Sosyal Gruba katılma, ortak etkinlik
Yaklaşma–kaçınma Müziğe yönelme ya da uzaklaşma
Göreve katılım Etkinliğe başlama ve sürdürme

Ritim ile motor sistem arasındaki nöral bağ, M4’ün nöroloji bölümünde işlenecek.

“Hasta müziğe iyi tepki verdi” yetmez. Sorulacak soru “ne gözlendi?” sorusudur. Davranış operasyonel tanımlanmalıdır: iki farklı gözlemci aynı şeyi sayabilmelidir.

Belirsiz kayıt Operasyonel kayıt
Hasta gevşedi 5 dakikalık dinlemede solunum hızı dakikada 20’den 14’e indi; omuzlar gözle görülür biçimde düştü
Hasta katıldı 20 dakikalık seansın 14 dakikasında davul çaldı
İletişim arttı Nakarat sırasında 3 kez göz teması kurdu; seans sonunda 2 cümleyle anı anlattı
Hasta müziği sevmedi 4. dakikada kulaklığı çıkardı ve kapıya yöneldi

Kendini sına

Önce cevabı aklından söyle, sonra seç. Yanlış yapmak öğrenmenin parçası.

  1. Bir hastanın müziği neden dinlediğini ve müziğin onun yaşamında hangi işlevi gördüğünü soran yaklaşım hangisidir?

  2. Stres altındaki bir kişi müzik dinliyor ve gerginliği azalıyor; sonraki stresli anlarda müzik dinleme davranışı artıyor. Bu hangi süreçtir?

  3. Kemoterapi süresince hep aynı albümü dinleyen bir hasta, tedavi bittikten aylar sonra aynı albümü duyunca bulantı ve huzursuzluk yaşıyor. En iyi açıklama hangisidir?

  4. Aşağıdakilerden hangisi operasyonel bir davranış tanımıdır?

  5. Seansta müzik çalarken hastanın ağlaması hakkında hangisi doğrudur?

  6. Piaget'nin dönemleri hakkında hangisi doğrudur?

Bu dersin kaynakları

  1. Vidal, F. (2011). The Sciences of the Soul: The Early Modern Origins of Psychology. University of Chicago Press. doi:10.7208/chicago/9780226855882.001.0001
  2. Watson, J. B. (1913). Psychology as the behaviorist views it. Psychological Review, 20(2), 158–177. doi:10.1037/h0074428
  3. Rogers, C. R. (1957). The necessary and sufficient conditions of therapeutic personality change. Journal of Consulting Psychology, 21(2), 95–103. doi:10.1037/h0045357
  4. Harlow, H. F. (1958). The nature of love. American Psychologist, 13(12), 673–685. doi:10.1037/h0047884
  5. Bandura, A., Ross, D., & Ross, S. A. (1961). Transmission of aggression through imitation of aggressive models. Journal of Abnormal and Social Psychology, 63(3), 575–582. doi:10.1037/h0045925
  6. Berkowitz, L. (1989). Frustration-aggression hypothesis: Examination and reformulation. Psychological Bulletin, 106(1), 59–73. doi:10.1037/0033-2909.106.1.59
  7. Colby, A., Kohlberg, L., Gibbs, J., & Lieberman, M. (1983). A longitudinal study of moral judgment. Monographs of the Society for Research in Child Development, 48(1–2), 1–124. doi:10.2307/1165935
  8. Piaget, J., & Inhelder, B. (1969). The Psychology of the Child (çev. H. Weaver). Basic Books, New York. ISBN 978-0-465-09500-1. doğrulama bekliyor
  9. Madsen, C. K., Cotter, V., & Madsen, C. H. (1968). A behavioral approach to music therapy. Journal of Music Therapy, 5(3), 69–71. doi:10.1093/jmt/5.3.69
  10. Standley, J. M. (1996). A meta-analysis on the effects of music as reinforcement for education/therapy objectives. Journal of Research in Music Education, 44(2), 105–133. doi:10.2307/3345665
  11. Gorn, G. J. (1982). The effects of music in advertising on choice behavior: A classical conditioning approach. Journal of Marketing, 46(1), 94–101. doi:10.1177/002224298204600109
  12. Blair, M. E., & Shimp, T. A. (1992). Consequences of an unpleasant experience with music: A second-order negative conditioning perspective. Journal of Advertising, 21(1), 35–43. doi:10.1080/00913367.1992.10673358
  13. De Houwer, J., Thomas, S., & Baeyens, F. (2001). Association learning of likes and dislikes: A review of 25 years of research on human evaluative conditioning. Psychological Bulletin, 127(6), 853–869. doi:10.1037/0033-2909.127.6.853
  14. Roscoe, J. A., Morrow, G. R., Aapro, M. S., Molassiotis, A., & Olver, I. (2010). Anticipatory nausea and vomiting. Supportive Care in Cancer, 19(10), 1533–1538. doi:10.1007/s00520-010-0980-0
  15. Deci, E. L., Koestner, R., & Ryan, R. M. (1999). A meta-analytic review of experiments examining the effects of extrinsic rewards on intrinsic motivation. Psychological Bulletin, 125(6), 627–668. doi:10.1037/0033-2909.125.6.627
  16. Moore, B. C. J. (2012). An Introduction to the Psychology of Hearing (6. baskı). Brill / Emerald. doğrulama bekliyor